Haremler Gerçek Olsa..

Uzun zamandır içimde yazma isteği uyandıran ilk şey bu mim oldu:)) Konusuna bayıldım, çok beğendim, başlatanı kıskandım ama dönüp dolaşıp bana da uğradığı için çok mutlu oldum.. Benim bu kadar mutlu olmamı yazılarında mimleyerek sağlayan Mydestiny ve Canlina‘ya teşekkürlerimi önden gönderdikten sonra gelelim benim haremime:)) Onları burda paylaşırken bile uyarıyorum İÇ ÇEKEREK BAKMAK YASAKTIR!

  PARK SHI HOO.. Ne desem nasıl anlatsam ona olan hayranlığımın yanında sönük kalır sanırım:) Bir insana gülmek nasıl bu kadar yakışır.. Kendisi benim “gözdem”,”hasekim” olur:)) Savcı prensesle başlayan maceramızda kendisini çok beğenmiş olmam diğer dizilerini seyretmeme neden oldu. İntikam istese de bir gülmesi herşeyi unutturuyordu:) Queen of Reversals dizisindeki uçarı hallerinin yanında istediğini alma arzusuna bayıldım. Peşine dayanamayıp How to Meet a Perfect Neighbor’da seyrettim kendisini. Soğuk ve biçare halleri beni kendisinden soğutmaya yetmedi.. The Princess’Man benim için zirve noktasıydı.. Bu dizideki final hayal kırıklığına uğratsa da kendisi benim vazgeçilmezimdir:))

 

GONG YOO.. Her güzelin vardır bir kusuru diyerek azıcık parantez bacak olmasını göz ardı ediyorum:) Kendisiyle tanışıklığımız Coffee Prince’e dayanır. Aşkı uğruna bir erkeğe aşık olmayı bile kabul edecek kadar cesur:) One Fine Day ve Hello My Teacher ile samimiyetimizin pekişmesi üzerine haremime dahil etmekten kendimi alamadım:) Bir insan nasıl bu kadar güzel aşık bakar öğrenmek için bakınız Gong Yoo;)

 

 

LEE MİN HO.. İlk gözdelerimdendir.. Yeri bende apayrıdır:)) Sevdiğim çıtırlardan biri-her hareme bir çıtır lazım;) İlk seyrettiğim dizi BOF’un asi, şımarık çocuğu.. Personel Taste’nin yakışıklısı-ki bence bu dizidde çok karizmatikti:) Finalde City Hunter’la gözdelerimden olmayı fazlasıyla hak ediyor.. Yeni bir projeye başla, seni yeniden seyretmek istiyorum.. Sabırsızlıkla bekliyorum.. Ben güzel gülen insanları seviyorum-Lee Minho’da bunlardan biridir;)

 

 

 

 

LEE SUN GYUN.. Yaşı azıcık büyük olabilir, kendisi evli olabilir, hatta çocuğu bile olabilir.. Ama bunların hiçbiri onu bu listeden çıkarmaya yetmez;) Mümkün değil:) Çok karizmatik, oynadığı roller yüzünden mi bilmem ama elimde değil kendisini başka türlü görmek:) Coffee Prince’deki anlayışlı, sevecen hallerinin yanısıra; Pasta dizisindeki aksi, huysuz, kararlı ve kendine öz güveni çok çok çok yüksek halleri beni benden aldı..

 

 

 

KIM HYUN JOONG.. Bir çok kişi sevmesede BOF’tan beri beğendiğim kişilerden birisidir kendisi.. BOF’taki alçakgönüllü hallerinden ziyade Playfull Kiss’teki ukala ve küstah hallerini kendime daha yakın buluyorum sanırım. Müzik adamı kişiliğinin pek başarılı sayıldığı söylenemez bence.. Vardır her güzelin kusuru:) Dizi senaryosu yazmama ilham kaynağı olsada tamamlayacak kadar etkili olamadı;) Hatta yerini Park Shi Hoo’ya kaptırsada haremimin gözdeler katında kendine yer edinmiştir.

 

LEE SEUNG Gİ.. Tesadüfen seyrettiğim Gumiho sonrası kendisini takip listeme eklemiş, peşine düşmüş bulunmaktayım.. Sen nasıl tatlı, nasıl sempatik bir şeysin öyle:)) Sen evimin baş köşesinde dur ben gelip gittikçe seni seyredeyim;)) Brilliant Legacy dizisinde değişim işte budur dedirtti.. Şımarık bir züppeden gerçek bir aşığa.. Greatest love dizisinde karşıma çıkmasına ise çok şaşırmış ve çok sevinmiştim:)) Davet etsem bana gelmez mi acaba?!

 

KANG JI HWAN.. Coffee House’un takıntılı yazarıyken tanıştık. Sonrasında pek sevdim. Lie To Me’de seyrettikten sonra biri bana böyle aşık olsun dedim-tabi aradaki gitgel dönemini saymazsak, eski bir kız arkadaşla uğraşmak istemem:) Kendisini bu kadar beğenmemdeki nedenlerden biri sanırım bazı hallerini Park Shi Hoo’ya benzetmemden kaynaklı.. Bu da çok güzel gülenlerden biri;)

 

 

HYUN BİN.. Secret Garden seyrettiğim ve severek önereceğim bir diziydi.. Sonrasında askere gitmesine gerçekten üzüldüm ve bu boşluğunda My Name is Kin Sam Soon’u izleyerek değerlendirmek istedim:) Buradaki dansını hala hatırlayıp gülüyorum;)) Bir an önce severek önereceğim başka işler yapmanı bekliyorum..

 

 

 

 

JANG GEUN SUK.. Çıtırlarımdan biriyle daha tanıştırmaktan zevk duyarım:) Gençliğinin ateşi nedeniyle biraz uçarı ve çatlak bulsamda haremimde ona yer vermezsem olmazdı. İlk olarak Mary All Night Out Stayed ile tanışmış olsakta daha ziyade You’re Beautiful ile burada olmayı hak etti:)

 

 

 

 

 

 

LEE DONG WOOK.. Son gözdemi de size gururla sunarım:) İlk olarak My Girl’de seyredip beğendim, peşine Scent Of  a Woman ile kendisini gözdeler katına çıkardım:)

 

 

Haremimin gözdeleriyle tanışmış bulunmaktasınız:) Bizde şimdi Bez Cadıları, Pudratozu ve Sevgili Günlük‘ün haremiyle tanışalım:))

Ödüller Sahiplerini Buluyor;)

“Çok Yönlü Blogger Ödülleri” kapsamında ödül dağıtımına bende katılıyorum. Gelen ilk ödülüm en güzeli:) Bu güzel mimde unutulmamak gerçekten güzel, bu yüzden en büyük teşekkürler Mydestiny‘e ;)). Şimdi asıl konuya gelelim; mimle ilgili iki basit kuralımız var;

  • Bu ödülü bize layık gören kişiye teşekkür edip bloğunun linkini paylaşıyoruz. Mydestiny‘e tekrar teşekkürlerimi iletmek istiyorum:)
  • Hakkımızda bilinmeyen 7 gerçek yazıyoruz. İşte burası en zor kısmı sanırım.. Hadi başlayalım:)

Veeee karşınızda ben..:) ;

  1. En belirgin özelliğim inatçılık;) Çevremde bu konudan çok şikayetçi olan kişiler mevcut. Ama elimde değil, çocukluğumdan beri böyleyim..
  2. Tam bir uyku tulumuyum. Köşe minderi modunda yatağımdan çıkmadan yaşayabilirim. 24 saatlik aralıksız uyuma rekorum mevcut;) Çok berbat bir yol arkadaşıyımdır. Gezmeyi çok sevsem de uzun yol otobüslerinin kokusundan mıdır nedir, bindiğim anda uykum gelir. Çoğu zaman molalarda bile inmem uykum dağılmasın diye.. Bkz. uyku tulumu:)
  3. Teknolojiyi sevsem de telefon kullanmayı pek sevmiyorum. Bazen günlerce telefonuma bakmadığım oluyor desem yeridir. Mesajlarına cevap vermediklerim için bir kez daha kusura bakmayın;)
  4. Çaykolik olduğum söylenebilir. Günde 20 kupaya kadar çıkabilirim. Bu yüzden kan demir değerlerim yerlerde olsa da, bacağıma demir eksikliği nedeniyle kramplar girse de vazgeçemiyorum. Bağımlılığımı geçirebilecek önerilere açığım:)
  5. En sevdiğim çiçek kaktüstür. Tamam bir çoğunuza garip gelebilir ama küçüklüğümden beri evimizde çeşit çeşit kaktüsümüz vardı. Haliyle çok sever oldum bende. Ve gülden bir çiçek olarak nefret ederim. En büyük hata bana gül getirmek olur sanırım;)
  6. Kahveyi çok sevmesem de, gerçekten kahve içmekten en keyif aldığım yer Genius’un yanıdır. Hele beraberinde tavlada varsa değmeyin keyfimize..
  7. Mutfakta vakit geçirmekten çok keyif alıyorum. Sinirlendiğimde, keyfim yerinde olduğunda, yeni bişeyler deneme modunda olduğumda kendimi mutfakta buluyorum. Yeni tarifleri denemeyi seviyorum. Hatta bu durumu biraz abartıp mutfağı yakmışlığım da mevcut:)

Şimdi sıra ödüllerin dağıtılmasında:) Bunlar ilk ödüllerim ve her biri birbirinden kıymetli kişilere gidiyor.

  • Mydestiny : Ah ah sana bu ödülü verirken ne desem az kalır. Beni sanal alemde meşhur eden, en fanından Tae’kolik, sağlam bir VIP, usta bir Photoshop’çu.. En muhteşem ödülüm sana:)
  • Metropol Günlüğü :  Mydestiny’i saymazsak ilk tanıştığım blog.. Kendisi her yerde.. Her şeye yetişebilme enerjisine hayranım. Tam bir Tae’kolik ve oda bir VIP;) Yazdığı yazıları okumak çok eğlenceli. Günlük olaylar, diziler ve daha niceleri.. En güzel ödülüm senin için:)
  • Genius : Sosyal hayatımdaki en yakın erkek arkadaşım. Aslında ona arkadaş demek haksızlık olur, aileden biri:) Blog konusunda bizle uğraşmasına rağmen dayanamayıp kendi de bu aleme dahil olanlardan:) Yazı yazmak konusunda biraz tembel olsa da çok keyifle okunacak yazılar yazmaya devam edeceğine eminim. Kendisi aynı zamanda azıcık da Mydestiny’nin abisi olur:)) En özel ödülüm sana:)
  • Canlina : Dizi zevkimizin benzer olduğunu düşündüğüm ama yazı yazmak konusunda benden hızlı davranan, yazılarına yorum yapmaktan keyif aldığım, benim gibi yeni bloggerlardan Canlina; seyir defterindeki yeni ve güzel yazılarını sabırsızlıkla bekliyorum.. Ama bu sefer ben senden hızlı davranıp yazıcam:) En yeni ödülüm senin için;)
  • Kore Delisi : Geç keşfettiğim ama keşfettikten sonra okumaktan çok keyif aldığım blogların en başında gelir. Yeni yazılarını, keşfettiğin yeni yetenekleri okumak için sabırsızlanıyorum. En yetenekli ödülüm sana geliyor:)
  • Sevgili Günlük : Renkli, eğlenceli, öğretici, okunası, sürekli takip edilesi, hayran kalınası.. En beğenilesi ödülüm size Ç4:)
  • Hikaruivy : Yazılarını okurken çok eğleniyorum. Samimi ve içten olunca okumakta oldukça keyifli ve eğlenceli oluyor. Adı gibi reprenkli bir dünyada buluveriyorsunuz kendinizi.. Bir çırpıda okuyorsunuz yazılarını:) En samimi ödüllerimden biri de senin için;)
  • Makinosev : So Jib Sub bakınız Makinosev.. Başka kaynağa gerek yok:) Sadece So Jib değil tabiki müzik, dizi, hayat ve daha diğerleri:) Bir kez okuduktan sonra takipçisi olursunuz.. Bir itiraf, ismine bayıldım “Kaktüs Çiçeği”. En karmaşık ödülüm senin için:)
  • Madam Patapuff : Oda benim gibi yenilerden ve yine benim gibi fotoğraf tutkunu.. Profesyonel makine konusunda biraz kıskançlık duysamda, en parlak ödüllerden biri sana:)
  • Mavi : Kendine has yazım dilini seviyorum. Yazılarını okurken sanki bilgisayarın karşında değilim de arkadaşımla sohbet ediyormuşum hissine kapılıyorum. En içten ödüllerden biri de senin için:)

Zorlu ve tacizsiz bir ödül töreninin sonuna geldik.. İlk defa katıldığım mimde verdiğim ödüller umarım sizin içinde özel olur:)

Not : Resimler alıntıdır.

Öğretmenler Gününde İntihar..

Sabah gözümü açtığımda babam çoktan okula gitmiş, derslere girmiş, 24 Kasım kutlamasını yapmış ve gelmişti. Aslında anlattığı bişeyler ilgimi çektiği için uyandım desem daha doğru olur. Bugün okulda yaptıkları törenden sonra öğrencilerinden biri 2. katın penceresinden intihar (!) amaçlı kendini aşağı atmış. Merak etmeyin gayet iyi, tabi muhtemelen kırık bir bacak ve onun için endişelenmiş aile üyeleri ve arkadaşlarını saymazsak.. Derdi nedir bilmiyorum tabiki, ya dersleri kötüdür ya erkek arkadaşıyla sorunludur ya da ilgi çekmeye çalışıyordur. Akılsızım; ordan atladığında ölmeyeceğini biliyorsun ama yine de bunu yapıyorsun. Sana başka ne denir bilmiyorum.

Acilde özellikle kış dönemlerinde ve okul kapanmasına yakın dönemlerde-ki bunu karneye bağlıyoruz-bolca intihar girişiminde bulunan genç gelirdi. Genellikle ilaç içmeyi tercik ederlerdi, yüksekten atlayanına ben ilk kez şahit oluyorum. Hocalarımız da kızların genelde ilaç içmeyi tercih ettiklerinden bahsetmişti. Kadın milleti işte öldükten sonra bile kötü görünmek istemez, bu yüzden genelde fiziksel bütünlüklerini bozacak şeyleri intihar amaçlı pek tercih etmezler demişlerdi; yani yüksekten atlamaz, kendini tren altına atmaz.

İntihar amaçlı gelmiş bir hasta; tabiki bilmediği için annesinin ilaçlarını falan içmiş çocuklardan bahsetmiyorum burda.. Amaca yönelik hareketlerden bahsediyorum. Ailesi çoğu zaman panik halde, korkmuş, o an söylediğin hiçbir şeyi anlamayacak durumda oluyor. Bu durumda hasta yakınları lüften hastanede daha serin kanlı olabilecek ve hastanın özgeçmişiyle ilgili sorunlarını bilen bir yakını bulunsun. Eğer intihar edenin yakınında, çevresinde boş ilaç kutuları veya şüpheli kutular varsa hepsini yanına alsın. Çünkü ne içtiğini bilmeden yardımcı olabilmek daha zor oluyor. Zehir danışmaya bilgi vermek için hangi ilaçtan ya da hangi maddeden ne kadar aldığını, ne kadar zaman önce aldığını bilmek gerekiyor.

Şimdi sıra iş doktorda; burda görüş ayrılıkları mevcut. Bir görüşe göre bunu yapmak için altta yatan mutlak bir sebep vardır ve psikiyatri tarafından değerlendirilmeli, hastaya nazik davranılmalıdır. Diğer görüşe göre ise bu hastanın her deliğinden gerekti tıbbı aletlerle müdahele edilmelidir. N/G, idrar sondası vb.  Hasta böyle bir durumla tekrar karşılaşmak istemeyeceği için bunu tekrarlamayacaktır. İki görüşünde kendine göre haklı yönleri mevcut bence; kişiye göre uygulanmalı.. Hastalık yoktur, hasta vardır.

Bu yaz Mydestiny ile konuşurken bir çok intihar etme yönteminden bahsetmiştim. Senle konuşan intihara sürüklenir demişti:) Tabiki bunlardan bahsetmeyeceğim, neme lazım belki burdan esinlenenler çıkar!!!Ama intihar eden bir hastadan bahsetmeden geçemeyeceğim. Acile yine telaşla getirilen genç bir kız, bir kutu hap içmiş diye ailesi panik halde. Ne içtiğini soruyoruz, bilmiyorlar. Birini evden ilaç kutusunu getirmesi için geri yolluyoruz. Gelen kutu C vitamini kutusu!!! İntihar amaçlı bir kutu vitamin…

Sonuç olarak gençler intihar etmeyin. Hele öğretmenler gününde, sizden sorumlu onlar iken böyle acı bir tecrübe yaşatmayın!

Not: Resimler alıntıdır.

Aşk mı? Arkadaşlık mı? Para mı?

Romance Town aşk ve arkadaşlık ilişkileri ile para tutkusunu sorgulayan eğlenceli bir dizi.. Para,  gerçekten çok para-bir insanın hayatını tamamen değiştirebilecek miktarda para, ki böyle bir kıstas varsa-herşeyi satın alabilir mi? Arkadaşlıkları, aileyi, aşkı..? Gerçekçi olmak gerekir, yaşamak için paraya ihtiyaç vardır muhakkak ama ya senin değilse o para? Yinede almak ister misin, ya da zaten bi şekilde senin eline geçmişse kolaylıkla geri verebilir misin, vaz geçebilir misin?

1. caddede 5 tane ev bulunmaktadır. Bu evlerin hepsinin ayrı ayrı hikayeleri vardır, hem sahiplerinin hem hizmetçilerinin..

Annesi hatta anneannesinin mesleği hizmetçilik olan No Soon Geum (Sung Syu Ri) tesadüfen tanıştığı ve hesabını ödemek zorunda kaldığı kişiden parasını almak için gittiğinde çocuklarla iletişimi iyi olduğu için kendini o evin hizmetçisi ve San’ın bakıcısı olarak bulur.

Büyükanne adına mektuplar yazılan, sabırsızlıkla beklenen evin oğlu Kang Gun Woo 3 yıl sonra şaşırtıcı bir şekilde geri döner. Bütün fazla kilolarını Amerika’da bırakmıştır. O kilolu, sandalyelere sığamayan adam gitmiş; zayıf, filinta gibi bir adam dönmüştür.

Döndüğünde ilk işi Soon Geum’u kovmak olur, çünkü o büyükannesi gibi sevdiği kişinin yerini almıştır.

Hizmetçiler her hafta cumartesi günü toplanır, Go-stop oynar, beraber yemek yer ve ortaklaşa aldıkları piyango biletinin çekilişini seyrederler. Soon Geum ilk defa Gun Woo’nun döndüğü hafta 2 piyango bileti alır. İlki hizmetçilerle ortak olan bilet ve diğeri  kendi için aldığı bilettir!

O gün hizmetçilerin toplantısına ağlamaklı gider çünkü kovulmuştur. Ne yapacağını bilemez. Ancak kendine o şanslı numaraların çıktığını henüz bilmiyordur. 3,7,10,19,22,36…

Piyangonun kendine çıktığını öğrendiğinde başta ne yapacağını bilemez. Çünkü kumar oynayan bir babası vardır ve piyangoyu kazandığını ona söyleyemez. Yine kumar nedeniyle hastaneye kaldırılan babasının hastane masrafları için acil paraya ihtiyacı vardır. Bankanın açılması bekleyemez. Para bulmak için bir tefeciye gider ve sürpriz(!) karşılaştığı kişi yakışıklı, bir kızı olan, yanında Thu adından yabancı uyruklu bir hizmetçi çalıştıran bekar karşı komşusudur. Bileti ona satar ve bir oda dolusu parası olmuştur. Artık ikisinin ortak sırları vardır; biri piyangonun kime çıktığını söylemeyecek, diğeri komşusunun asıl mesleğinin mafya olduğunu…

Babası kızına piyango çıktığından şüphelenmektedir. Soon Geum bu nedenle ne olursa olsun yeniden işini almalıdır! San’ı da çok özleyen Soon Geum, miras avcısı bir kadınla evlenen tüm düşüncesi para olan ev sahibine tekrar işe geri dönmek istediğini söyler, en azından büyükanne tekrar geri dönene kadar.

Çok parası vardır ancak harcayamaz. Çünkü kimseye piyangoyu kazandığını söyleyemez. Parayla ilk yaptığı şey annesininde en büyük isteği olan ev almak olur. Evin sahibi ise ünlü bir ressam olan dedesinin tablolarını satarak geçinen ve yanında evden kaçmış 20li yaşlarda bir hizmetçi çalıştıran genç yan komşusudur. Yan komşununda dikkatini çekmiştir artık.

Onu hizmetçi olmasına rağmen kabul eden ve ilk çıkma teklifinde bulunan kişi yan komşudur. Ancak Soon Geum’un kalbinde başka biri vardır. Bunu bilmesine rağmen pek vazgeçecek gibi gözükmez.

Hanımının kıyafetlerini almaya giden Soon Geum, beklemesi gereken sürede biraz etrafta dolanırken bir kaç elbise dener. Biraz makyaj ve saç yapımı sonrası neredeyse kimsenin tanıyamayacağı bir hale gelir. Nitekim tesadüfen(!) aynı yerde bulunan diğer hizmetçiler ve Gun Woo ile karşılaşır ve kimse Soon Geum’u tanımaz.

Artık ondan 2 kişi hoşlanmaktadır. Soon Geum’dan yan komşusu ve şık kıyafetlerler içindeki hali Shi Ah’dan Gun Woo..

Ancak işler pek Soon Geum’un istediği gibi gitmez. Sürekli aksilikler peşpeşe gelir. Üstelik hizmetçilerden biri Soon Geum’dan şüphelenmeye ve onu takip etmeye başlamıştır. çok geçmeden garip bişeyler olduğunu anlar ve Soon Geum’un aldığı eve kadar onu takip ederek karşısına çıkar. Piyangoyu kazandığını öğrenir. Ancak garip olan bişeyler vardır.

O zaman anlarlar aslında piyangoyu kazanan bilet Soon Geum’un kendine aldığı bilete değil hizmetçilerle ortak alınan bilete çıkmıştır!!!

İlk başta bunu farkeden hizmetçiyle ikiye bölmeye ve diğerlerine haber vermemeye karar verirler. Ancak Soon Geum 5’e bölünmesi taraftarıdır. Daha sonra bir araya geldiklerinde  Hyeon Ju’nun o gün işi olduğu için toplantıya katılmadığı ve piyango bileti almak için para vermediğini hatırlayıp onu dışlamaya ve paranın 5’e değilde 4’e bölünmesine oy çokluğuyla karar verirler. Arkadaşlarından bunu gizlemek vicdanlarını sızlatır ancak paradan vazgeçemezler.

Para bu 5 arkadaşın arasına girmiştir. Bundan sonra arkadaşlıklarını sorgulayan zamanlar geçirirler. İhanetler, aldatmalar, kaçmalar, kovalamalar, ve gerçek düşüncelerin ortaya çıkması.. Arkadaşlıkları bu sınavı nasıl atlatacak? Bir yandan böyle zorlu bir sınavdan geçerken diğer taraftan kalplerine söz geçiremeyenler nasıl bir duygusal travmaya maruz kalacak? Paranın insanları nasıl değiştirebileceğini gösteren güzel bir dizi..

Ben seyrederken eğlendim. Severek izlenebileceğini düşünüyorum. Özellikle bana bu diziyi öneren Mydestiny, seyretmeni tavsiye ediyorum. Başka yerlerden okumana gerek yok, seyret:). İyi seyirler.