Gel de İnan.. Günlük Hayatın İçinde…

 

 Evde kalmış kızların ya da onlara evde kalmış muamelesi yapanların ve duyduğum andan beri ne kadar şaçma olduğunu düşündüğüm bir batıl inançtan söz etmek istiyorum.. Bu bizim evde kalmış kızlarımız yeni bir çift evlendikten sonra gerdek gecesinin sabahında gelin hanım daha yataktan çıkmadan odasına dalarlar.. Ve gelin kızımız bu evde kalmış kızların burnunu sıktığında bu evde kalmış kızlarımızın kısmeti açılırmış:)) İnanırsan tabi..

Çoğu kişinin bildiği başka bir inançta; başka birinin elinden kesici bir alet alamayanlar için. Bıçak olsun, makas olsun önce bir yere koydurtur sonra alırlar. Mantığı nedir, temelini nereye dayandırırlar bilmem. Bir kurgu yaratmak gerekirse; bu kişinin bir doktor, hatta bir cerrah olduğunu düşünsenize.. Ameliyat sırasında “Hemşire Hanım neşter!” der, hemşire neşteri uzattığında “Masaya bırak ordan alıcam ben” demesinde ki absürtlüğü..

Afyon’lular bu işe ne der bilmiyorum ama aldığım duyumlara göre Afyon kalesi çok hayırlı bir yermiş:) Evlenmek isteyen hanımlar buraya çıkar, kaleden şehre karşı “Ben evlenmek istiyorum” diye bağırdıklarında kısmetleri açılırmış.. Bu kısmet açmak için daha neler var neler.. Evlenen kişinin ayakkabısının altına isim yazdıranlar mı dersin, nişan kurdelesinden yutanlar mı!! Be evlenmek pek önemli bişey sanırım, bu kadar batıl inanç türediğine göre.. Evlenenlere sormak lazım bunun kerameti nedir diye:)

Kulak çınlaması durumunda kendinden bahsedildiğine inanılır. Sol kulak çınlarsa kötü, sağ kulak çınlarsa iyi bahsediliyordur. Bir rivayete göre kulak çınlaması rahatsızlığı olan Van Gogh, buna daha fazla dayanamamıştır. Adam haklı 7-24 hakkında konuşulmasına dayanamayıp bunları duyacağıma hiç duymayayım diyerek kesmiş kulağını.. Sağ avuç içi kaşınırsa para gelecek, sol avuç içi kaşınırsa para gidecek inancı da bunun başka bir versiyondur. Bunların temeli sağın iyiliği solun kötülüğü temsili.. Kahrolsun solcular!!! Sol tarafımı kesip atsam çözüm olur mu acaba?!

Başka bir inanışta göbek bağıyla ilgilidir. Çocuğun ilerde nerde olmasını istiyorsan göbek bağını oraya gömersen eğer büyüyünce onunla ilgili bir işte bulunurmuş. Evde tutarsan çok evcimen olurmuş. Ben buna tamamen karşıyım-göbek bağım hala evde ama ben sokak çocuğu gibiyimdir:) Adliyenin bahçesine gömersen hakim ya da savcı.. Ama ya ters teper de mahkemelerden kurtulamazsa.. Çok tehlikeli bir inanış aman dikkat.. İyi yerlerde olsun derken çocuğun başını yakmayın:)

Aş eren hamile kadın o sırada neye bakarsa çocuğu ona benzermiş. Burda mantık hatasımı var nedir? Aş erdiği sırada muhtemel aş erdiği şeye bakması gerekmiyor mu? Tamam bahsi geçtiği sırada olanları saymazsak yine de hatırı sayılır bi oranı aş erdiği şeye bakıyordur. Yani çevremizde karpuza, eriğe ve bunun gibi şeylere benzeyen insanların olması gerekmiyor mu? Benim hiç tanıdığım bir karpuz yok, sizin var mı? 😉

Ayna kırmak 7 yıl uğursuzluk getirir inancına göre ben sanırım 2 ömürlük uğursuzluğa sahibim:)  Merdiven altından geçmenin uğursuzluğu ya da kara kedi görmenin getirdiği uğursuzluklar da bunlarla rekabet edebilir düzeyde yaygın.. Düşündümde ben epey uğursuz bir insanmışım yahu..

İlk aklıma gelen batıl inançlar bunlar.. Eminim bir çoğunu sizde biliyorsunuzdur, hatta eminim inandıklarınız da mevcuttur. İlginç olanları bizimle de paylaşın:))

Not : Resimler alıntır.
Reklamlar

Bir Oturumda İki İsteme

İnsanın en yakın arkadaşının isteme töreni hem çok eğlenceli ve heyecanlı hem de çok yorucu oluyormuş. 10 yıldan uzun bir süredir birbirimizi tanırız. Ama evlenmeye karar vermesine ve nişanlanmış olmasına hala inanamıyorum diyebilirim:)

Evlilikle ilgili çok fazla bilgisi olmayan ben, gelin kızın sağdıcı oldum. Erkek tarafı Mersin’i çok bilmediği için bütün gün ben eşlik ettim onlara ve kız isteme öncesi neler yaşandığına yakından şahit oldum. Çikolata nerden alınır? Çiçek nasıl yaptırılır? Hepsini ve daha nicelerini öğrendim..

Sabah 10 gibi erkek tarafı Eskişehir’den Mersin’e geldi. Onları ben karşıladım. İlk işimiz hanımları kuaföre götürmek oldu. Hazırda aklınızda bir kuaför olmalı! Burdan sonra isteme çikolatası yaptırmaya gittik. “Gondol” denilen çikolatayı hazırlamak en az 1 saat sürermiş meğer.. Ben daha hızlı hazırlanır diye düşünmüştüm ama olmazmış. Biz de bu fırsatı değerlendirip çiçeği yaptıralım dedik. Bizim kız beyaz gül sever. Bu nedenle ben de kız tarafının temsilcisi olarak çiçeğin güllerden oluşmasını istedim. İstemez olaydım dedirtti Mersin’deki çiçekçiler… 5 farklı çiçekçiye gittik bırak gülü ellerinde neredeyse hiç çiçek kalmamış. Bizimkiler öyle bir gün seçmişler ki çiçek mezat günüymüş o gün. Öğretmenler günü sonrası ellerinde hiç çiçek kalmamış ve o gün öğleden sonra gelecekmiş çiçekler. Çiçek bulurum diye düşünmeyin çiçekçinizi de kesinlikle hazırda bulundurun derim, yoksa sizde benim gibi çiçekçi çiçekçi gezmek zorunda kalırsınız:) Sonunda bir çiçekçi bulduk.. Samanlıkta iğne bulmaktan farksızdı resmen benim için. İnsan çiçekçide çiçek bulduğu için sevinir mi? Biz normal olanı bulduk diye sevinçten deliye döndük resmen:) Sonunda çiçeğimizde hazırlandı.. Ama çiçek yaptırırkende dikkat edilmesi gerekenler varmış. Ben ilk defa duydum; çift sayıda yaptırılmazmış çiçek. Çiçeği aldıktan sonra eve gitmeden önce gülleri saymaya başladık kontrol için.. Bizim kız sorun çıkarmasın diye:) Çift sayı çıktı, tekrar sayıldı, yine çift.. Sonucunda benim de bir beyaz gülüm oldu:) Tatlımızı da aldıktan sonra herşey tamamlandı. Kıyafetler değiştirildi. Artık istemeye hazır hale geldiler. Erkek tarafından Enişte Bey kızımızı isteyecekti. Çok heyecanlı olduğu için oturur oturmaz sanki bunu bekliyormuş gibi hemencecik kızımızı istemiş. “İstemiş” diyorum çünkü biz şahit olamadık. Eee haliyle şakayla karışık bunu kabul etmeyiz kahvelerle bir daha isteyeceksiniz dedik:) Sonunda isteme töreninin en sevdiğim kısmı geldi. Damadın kahvesinin hazırlanması:) Damadın kahvesi benim elimden çıktı. Bir tatlı kaşığı tuzla hazırlanmış enfes orta tuzlu kahve;) Bizim damat zift gibi kahve içmeye alışık olduğu için hiç zorlanmadan içti. Hatta bana emin misin tuz kattığına diye sormaya başladılar. Biz damadın ifadesiyle eğlenmeye hazırlanırken o bizim şaşkınlığımızla eğlendi resmen;) Adet yerini buldu, kahvelerimizi içerken kızımızı tekrar istediler. İki kez istenince bizim kız azıcık şımardı-haklı olarak:) Sonunda yüzükleri takıldı. Alkış, tebrik, kutlama.. Erkek tarafını yolcu ettikten sonra keyifli bir yorgunluk kaldı sadece. Eğlenceli ve keyifli bir nişandı.

Son olarak bu çiftin aldığı bir karardan bahsetmek istiyorum. Evlendikten sonra soyadı değişiminden… Bizim kültürümüzde kadının erkeğin soyadını alması gerekliliği tartışılmaz bir gerçek gibi durmakta. Ben en azından şimdiki düşünceme göre herkesin kendi soyadını kullanmasında bir sakınca olmadığını düşünüyorum. Ama bizim kız daha yaratıcı bir çözüm bulmuş. Madem biz evlenince ben senin soyadını da aldığımda iki soyadım olacak o zaman aynı şekilde sen de benim soyadımı al ve ikimizinde iki soyadı olsun demiş. Mümkün müdür değil midir bilemem ama öneriyi beğendim. Ama daha çok beğendiğim şey damat adayının bunu kabul etmiş olması;) Beyler örnek almanız gereken bir davranış. Madem soyadı bir aile olmanın sembolü o zaman iki tarafta bunu kabul etmeli.

Çok sevdiğim, yanlarında çok eğlendiğim bu iki güzel ve yaratıcı insana ömür boyu mutluluklar..

Not: Resimler alıntıdır.