Bazen Ne Yaparsan Yap Olmuyor, Bazen.. Renovatio…

“Ona olan duygularıma hiç güvenemedim.” 20 yıl bu nedenle susmak mümkün mü? Pişman olmadan, keşke demeden.. Ya da herşey olsun bitsin ondan sonra pişman olduğunu hissettiğinde ortaya fantastik bir varlık çıksın ve en başa sarsın tüm olanları.. Sen bu sefer cesaretini topla ve onu kaybetmemek için bir şeyler yap diye.. Bazen küçücük bir an bile herşeyi değiştirebilir. Farkedilmeyen, gözden kaçan bir an aslında çok şeyler ifade etmektedir. Hayat seçimlerimizin bir sonucudur. Hangi seçimleri yaptığımız için burdayız, diğerini seçseydik nerede olurduk? Seçimlerimizi yaptığında sonucunu görebilseydik yine de onu seçmeye devam eder miydik? Ya da sonucunu gördüğümüz/yaşadığımız bir tercihimizi beğenmediğimizde onu seçdiğimiz zamana dönme şansımız olsa nasıl olurdu? Başka türlü olması için farklı şeyler seçermiydik? Yoksa beni şimdiki ben yapan bu seçimlerim olduğu için hiç birinden vazgeçmez miydim? “Operation Proposal” tüm bu soruların sorgulanacağı bir dizi..

Ham Yi Seul (Park Eun Bin) ile okulun ilk günü Kang Baek Ho’nun (Yoo Seung Ho) ayakkabılarını verip, kendisi dersliğe yalınayak girmesinden beri arkadaşlardır. Hayatlarının büyük bir çoğunluğu, 20 yılı kadar hep yan yana geçer. Bu yüzden Baek Ho, Yi Seul’u kırsa da, unutsa da hep yanında olacağını düşünür. Onu ne kadar sevdiğini ve aslında hayatında ne ifade ettiğini ise düğününe giderken fark eder. O gün Yi Seul’u ne kadar sevdiğini anlar ve baştan başlayabilmeyi çok ister. Ona ne kadar önemli olduğu söyleyebilmeyi ister. İşte o anda bir mucize gerçekleşir-kondiktör… Kondiktör, Baek Ho için çok önemli biridir, tahmin etttiğinden daha önemli biri.. Gerçekten dönmeyi istediği zamana gitmesine yardımcı olur. Baek Ho’nun, Yi Seul’u mutlu etmek için ilk döndüğü zaman lise yıllarıdır. O zamanlardan beri çok yakın 5 arkadaştırlar.. Kang Baek Ho, Ham Yi Seul, Yoo Chae Ri (Kim Ye Won), Joo Tae Nam (Park Young Seo), Song Chan Wook (Kyung Pyo).. Baek Ho tek başına ceza bile almak istemediği için 5’i birden ceza alırlar. Baek Ho, Yi Seul için yapamadığı herşeyi düzeltmeye çalışır. Ama her değiştirdiği anı sadece onların değil, tüm arkadaşalarının hayatını etkileyecektir. Hepsinin ileride pişman oldukları şeyleri yapmamalarını sağlamaya çalışır. Ancak her seçim kendi sonucunu da beraberinde getirir.

Tekrar şimdiki zamana döndüğünde hep pişman olduğu bir şey daha olur. Çünkü hiçbir zaman cesur olamamıştır. Her değişen anı sonrası tekrar ve tekrar Yi Seul’un Koç Kwon Jin Won’a (Lee Hyun Jin) gidişini seyreder. Tekrar ve tekrar bu acıyı yaşar. Bundan daha kötüsü olamaz dediğinde hep daha kötüsüyle karşılaşır. En kötüsü ne olabilir ki?! Baek Ho, hayali olan Yi Seul ve profesyonel beyzbol oyunculuğuna kavuşabilecek mi?

Yan karakterlerden bahsetmeden geçmek istemiyorum. Chan Wook yönetmen olmak ister. Jo Jin Joo ise (Park Jin Joo) ailesi bir trafik kazasında öldükten sonra süper 5’linin sürekli gittiği cafenin sahibi olan yakının yanında kalmaya başlar. Dış dünyadan korkar, insanlarında ondan korktuğunu düşünür, en azından Chan Wook onunla konuşana kadar… Artık yaşamak için bir nedeni vardır. Chan Wook ve diğerlerinin mezun olacağı gün, Jin Joo’nun yaptığı konuşma ve söylediği şarkı nedeniyle; Chan Wook, Jin Joo’nun hoşlandığı başka biri olduğunu düşünür. Jin Joo ve Chan Wook bu yanlış anlamayı çözebilecekler mi? Jin Joo’nun normal yaşamına dönebilmesi içim Chan Wook yardımcı olabilecek mi?

Chae Ri ve Tae Nam süper ikilisinden bahsetmeden olmaz. Tae Nam, Chae Ri’ye aşıktır. Ama Chae Ri’nin onu sevebileceğine hiç inanmaz. Sürekli onu sevdiğini söyler ancak bunu için hiç bir şey yapmaz. Chae Ri’nin sürekli başka erkeklere gitmesine ses çıkarmaz, çünkü herhangi birşey söylediğinde de hiç birşeyin değişmeyeceğini düşünür. Baek Ho, Tae Nam’ın bundan pişman olmasını istemez. Kendi gösteremediği cesareti göstermesi için Tae Nam’ı uyarır. Tae Nam bu cesareti gösterebilir mi?!

Koçtan bahsetmeden sonlanmaz bu yazı:D Her seferinde Yi Seul’un karşısına çıkması kader olsa gerek.. Sen nasıl bir aşıksın bilemedim.. Ne istediğini bilen, hayalleri olan ve en önemlisi duygularını keşfettiği anda söyleme cesareti olan, hem de onca kişiye aldırmadan söyleyen bir aşık.. Baek Ho’ya rakibim olmak isteseydin asla kazanamayacağım bir savaş olurdu diyebilecek kadar özgüvenli.. Ah, ah anlatılmaz, seyredilir..

Dizide yer yer “Halka” ve “Kelebek Etkisi”ni sezsenizde seyredin.. Fantastik, romantik severler mutlaka seyredin..

Only You / Always

 

Çok daha önceden önerilmiş ama seyretmek için uzun süredir beklettiğim film-Only You.. Dram olması nedeniyle sürekli seyretmeyi erteliyordum ama bugün seyredince neden ertelemişim ki dedim. Konusunu duyunca çok bilindik, çok klişe diyebilirsiniz ama yine de seyretmeninzi öneririm. Çünkü oyunculuklar filmi almış götürmüş kesinlikle.. Her sahnesine aşina olsanızda seyrederken sıkılmayacaksınız.

Cheol Min (So Ji Sub) kapalı bir otoparkta park görevlisi olan bir çalışandır. Eski yanlış günlerini burada saklanarak unutmaya çalışmaktadır ve tabiki boksörlük günlerini de.. Akşam nöbeti sırasında otopark kulübesine biri girer ve Cheol Min’in birşey demesine fırsat vermeden bir sürü şey söyler. Cheol Min konuştuğu anda Ha Jung Hwa (Han Hyo Joo) onun aslında olmasını beklediği kişi olmadığını anlar. O gün tanışmışlardır ve bundan sonra dizisini seyretmek için Jung Hwa iş çıkışı otopark kulübesine gelir. Kaza nedeniyle ailesini ve görme duyusunu kaybetmiş olsada hayata tutunmuştur. Jung Hwa diyi seyretmektedir, Cheol Min’se Jung Hwa’yı.. Onun neşesini, enerjisini, hayata tutunmasını.. Sorduğu sorulara cevap vermek bile hoşuna gitmeye başlamıştır. Küpesi neye benziyor? Eteği ne renk? Ayakkabısı topuklu mu?

Görmeden seven bir kadın, Gördüğü kadına kalbini açan bir adam.. Birbirlerini sadece severler; acılarıyla, sevinçleriyle.. Cheol Min bir yetimdir ve Jung Hwa’yı büyüdüğü yetimhaneye, çocukken arkadaşlarıyla gittiği göl kenarına götürür. Çocukluğundan bahseder. Jung Hwa ise, Cheol Min’i ailesiyle tanıştırmak için kabristana götürür. Orda geçirdikleri kazayı anlatır. Cheol Min o günü hatırlıyordur, çünkü onun hayatı içinde çok önemli bir gündür o gün!! O gün Cheol Min ve Jung Hwa için neden bu kadar önemlidir?!

Cheol Min, Jung Hwa’nın kısa süre içinde opere olmazsa görme duyusunu kalıcı olarak kaybedeceğini öğrenir. Artık hayattaki en önemli amacı onun bu ameliyatı olmasını sağlamaktır. Boksa geri dönme pahasına da olsa bunu yapacaktır. Ama o kadar kısa sürede o kadar yüklü parayı nasıl elde edebilir ki?! Kendi hayatından vaz geçebilir mi  Jung Hwa için? Seyrederken imreneceğiniz bir aşk hikayesi..

Önce Gözünüze Hitap Edecek..

 

Sonra damağınızdaki lezzeti hissedeceksiniz. Sanırım bu dünyada keyif alınabilecek en güzel şeylerden biri kusursuz hazırlanmış bir yemeği yemektir. Yemek konulu dizileri seyretmeyi seviyorum, çünkü yemek yapmak ve sunmak birlikte benim için bir sanat.. Gurme dizisi bu açıdan bakıldığında konu olarak yemek, kore mutfağı ve aile ilişkilerini işlemiştir.

Lee Shun Chan (Kim Rae Won) genç yaşta babasını kaybettikten sonra, Şef Oh onu himayesine alır. O günden sonra ShunChan ve BongJoo abi-kardeş olarak büyürler. İlk zamanlar mutfağa ilgisi olmasa da yeni tatları keşfetmeye olan merakı onu mutfaktan uzaklaştırmaz. Jaseon Hanedanı’nda son kraliyet aşçısına dayanan bir geçmişi ve bunların sonunda kurulan amacı kore kraliyet mutfağının tatlarını yaşatmak olan Woonamjung’ı bırakmak için düzenlenen haleflik yarışması sırasında öğrendiği gerçekler hayatını alt üst eder. Abisiyle karşı karşıya gelmek yerine ayrılmayı seçer. Yeni tatları deneme merakı onu farklı maceraların içine sürükler. Bütün bu olayları sonunda tekrar aşçı üniformasını giymeyi seçecek mi?

Kim Jin Soo (Nam Sang Mi) annesinin geçirdiği rahatsızlık nedeniyle yemek ve tatlar üzerine köşe yazarı olmak ister. Bu nedenle kendini bir şekilde Woonamjung’a kabul ettirir. Bu andan itibaren hayatı ShunChan’la kesişmiştir. Artık bundan kurtuluş yoktur. Woonamjung’da çalışırken bir dergide yarı zamanlı yazar olarak çalışmaya başlar. Woonamjung’da çalıştığı süre boyunca karşılaştığı gizemleri bir yazı altında toplar. Ancak kendisinden habersiz bu yazının yayınlanması sonrasında çıkan karışıklıklar yüzünden zor zamanlar geçirir. ShunChan’a suçsuzluğunu ispatlayabilecek mi? Hayalini kurduğu köşe yazarlığına ulaşabilecek mi yoksa vazgeçmeyi göze alabilecek mi?

Oh Bong Joo (Kwon Oh Joong) küçüklüğünden beri Woonamjung’un halefi olacağını düşünerek büyümüştür. Tüm hayali bu olmuştur. Tüm yaşantısını kore mutfağını tanıtmaya adamıştır. Atalarıyla ilgili gerçeği öğrendikten sonra çok büyük hayal kırıklığı yaşar ve hırsını kontrol edemez. Kore yemek kültürünü dünyaya tanıtma çabaları kontrolden çıkınca Woonamjung’u kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalır. Üstelik Joo Hee ile olan ilişkisinde çıkmaza girmesi hayatı içinden çıkılmaz hale getirir. Woonamjung’u kurtarmayı başarabilecek mi? Peki kardeşini yeniden kazanabilecek mi?

Yoon Joo Hee (Kim So Yun) Woonamjung yönetim kurulu üyelerinden birinin kızı ve Woonamjung yöneticilerinden biridir. SungChan’ı özel biri olarak düşünsede BongJoo ile nişanlanması beklenmektedir. JoonHee, BongJoo’nun hırsının kötü sonuçlar getireceğini hisseder ama bunu engellemekte pek başarılı olamaz. SungChan’ı tekrar dönmeye ikna etmeye çalışır. JooHee kötü gidişi durdurabilecek mi? BongJoo ile ilişkisi ne olacak?

Yemek konulu bir dizi olsa da genel olarak mutfakta geçen bir dizi değil. Bölüm sayısı biraz uzun olması nedeniyle özellikle yemek yarışması konusunda tekrara düşmüşler. Ancak yine de seyrederken sıkılmıyorsunuz. Yemek yapan erkeklerin  hala çok karizmatik olduğunu düşünüyorum. JooHee’nin bu günlerde iştahım yok demesi üzerine, BongJoo’nun yoğun geçen bir güne rağmen JooHee’ye özel yemek hazırlaması çok güzeldi. SungChan’ın bela çeken halleri ise dizi boyunca devam edecek. Ama başarılı olduktan sonra JinSoo’yu göstermesi kıskanılası bir davranıştı. Özellikle JinSoo için tuzlu çorbayı bile keyifle içmesi en beğendiğim sahnelerinden biriydi. Dizi hakkında daha fazla şey öğrenmek isteyenler için iyi seyirler..

Me too, Flower.. Hissedeceksiniz…

 

“Sevmek isteyen sevilecektir…” Biraz fazlaca iyimser bir bakış açısı mı?

Me too, Flower dizisisini seyrederken bir çok şey düşündüm, hissettim.. Sorumluluk, vazgeçilememe arzusu, hırs, vicdan azabı, arkadaşlık, kardeşlik duygusu ve tabiki aşk.. Dizinin konusunu farklı yerlerde okuyabilirsiniz ama ben burda diziyi seyrederken hissettiklerimi yazmak istedim bu sefer..

Aşkın ne zaman, nerede, nasıl insanın karşısına çıkacağı belli değildir. Aslında aşk biraz da zamanlama meselesidir. Doğru zamanda konuşmak gerekir, doğru cümlelerle ve cesaret ister, biraz da özgüven..İnsanın kendini olduğu gibi kabul ettirebilmesi ne kadar zor. İlla ki önce bir etiketine bakmamız lazım nereden mezun, ne iş yapıyor, hatta ne kadar kazanıyor-hani şu elektrik alıp almamamızı etkileyen soru!! Karşımızdaki insanı sadece dinlemek/anlamak çok zor bizim için, çok zor! Dikkat etmediğimiz bir şey vardır-bazen olaylar göründüğü gibi değildir. Yalnızlık hissi.. Kalabalıkta bile kimseye güvenememek, kendini yalnız hissettiğinde birinin sesini duymak istediğinde telefonunda arayabilecek kimsenin numarasını bulamamak, sonrasında kendinden nefret etmek..

Özgürlük her zaman sadece kendi elimizde değil. Kimseye bağlı olmak istemeyip hayatımızda gerçekten güvenebileceğimiz koşulsuz şartsız bizi sevecek birini isteriz. Çelişki midir, yoksa olması gereken mi?! Ve vazgeçilmek istemeyiz.. Çok ilkel bir histir.. Hep sevilmeyi isteriz, sadece beni sevsin, başka bir yere gitmesin, başka kimseyi sevmesin.. Bazılarında az, bazılarında fazladır. Ama sonuçta hepimizde önce “ben” vardır..

Ve tabiki aşk.. İçini ısıtan sımsıcacık, samimi, doğal.. Karşındakinin değişmesini beklemeden, olduğu gibi kabul etmek pek mümkün değildir. Mutlaka bazı şeylerin değişmesini bekleriz, üstelik biz değişmek istemezken.. Ruhumuzda bencillik vardır. Sanırım diğer beni bulduğumuzda değişmesini beklemeden her haliyle kabul ederiz. Bunun ihtimali çok düşük olsa da ben hala iyimserliğimi kaybetmedim ve buna inanmak istiyorum..

Sonuç olarak; bu diziyi seyretmelisiniz:) Size hissettirdiği duyguları paylaşırsanız çok mutlu olurum.. İyi seyirler..

Size (!) “baba” diyebilir miyim?

Bir yerlerden erkeklerin çocuk sahibi olmadan büyümediğine dair bir şeyler duymuştum. Ben tam olarak katılmıyorum aslında bu söze; çünkü erkekler çocuk sahibi olduktan sonra bile hala öyle davranıyorlar. Kızmayın beyler gerçek bu.. Daha önce hiç çocuk bakmamış bir erkeğe bebek emanet etmek kızgın yağa su dökmek gibi bir şey, hele bu sayı 3’e çıkarsa…gerisini hayal gücünüze bırakıyorum;)

Üç baba ve bir anne (Three dads and one mom) dizisi romantik komedi tarzında, eğlenceli bir dizi. Bunu spoiler vermeden anlatabilmem mümkün müdür bilmiyorum. Bu diziyi seyrederken acaba çevremdeki erkekler tek başına çocuk bakmaya kalksa nasıl olur düşüncesinden kendinizi alamayıp çok eğlenecekseniz:)

Song Na Young (Kim Yoo Jin) ve Jeong Seong Min (Yoon Sang Hyun)’in mutlu bir evlilikleri vardır. Na Young sadece Seong Min ile değil sanki diğer 3 arkadaşıyla da evlenmiş gibidir. Gençlik zamanlarından beri sevinci, üzüntüyü birlikte paylaşmış 4 samimi arkadaş her hafta bir araya gelir, daha doğrusu bu yeni evli çiftin evini istila edip sabaha kadar içip evi birbirine katarlar.

Bütün bunlara rağmen her yıl evlilik yıldönümlerini hatırlayıp her sene için bir gül getirecek kadar da düşüncelilerdir. Na Young ile bu 3’lü çok anlaşamasa bile Seong Min için birbirlerine saygılı davranırlar. Na Young çocuk sahibi olmak ister. Doktora gitmelerine rağmen hala çocuk sahibi olmamaları sürekli evde tartışma nedeni olur.

Seong Min yine böyle bir tartışmanın ardından arkadaşlarıyla içerken onlara çocuk sahibi olamayacağını söyler. İşte o zaman bir fikir atılır ortaya.. Neden sperm bankasına başvurmuyorlardır? Gecenin sonunda bu fikir Seong Min’in aklına yatar ancak bazı küçük değişikliklerle!

Hiç tanımadığı birinden çocuk sahibi olmaktansa çok sevdiği bu 3 arkadaşından birinin çocuğunu kendi çocuğu gibi büyütmek daha mantıklı gelir. Önce karşı çıkmalarına rağmen Seong Min’in ısrarı üzerine 3’ü de bu durumu kabul eder. Alkolün etkisi geçtikten sonra sözlerinden dönmemeleri için de onlara bir anlaşma imzalatır.

Çocuk sahibi olmak için herşey hazırdır. Hiç kimse biyolojik babanın kim olduğunu bilmeyecek ve bunu araştırmayacaktır. Ölene kadar 4’ü arasında bir sır olarak kalacaktır. Son dakika arkadaşları bu durumdan vazgeçer. Seong Min istemesede arkadaşlarının isteğini kabul eder.

Bir mucize gerçekleşir. Na Young’un gökten bir hediye olan Ha Seon’a hamile olduğunu öğrenirler. Ancak kötü bir olay yaşanır. Seong Min bir trafik kazasında hayatını kaybeder. Na Young ve bebeğine artık bu 3 amca göz kulak olacaktır. Seong Min’in eşyalarının arasından buldukları bir kaseti amcalar seyrederken, Seong Min’in Ha Seon için bu videoyu çektiğini görürler.

Seong Min, Ha Seon’un dünyaya gelmesinde amcaların çok güzel bir hediyede bulunduğundan bahsediyordur. Bunu seyreden amcaların her biri artık birer baba adayıdır!

Sorumluluk hisseden babalar Na Young’un tüm zor zamanlarında yanında olmaya çalışırlar. Babası yüzünden evini de kaybeden Na Young babaların yanına taşınır.

Ha Seon’la her biri sanki kendisi gerçek babaymış gibi ilgilenmeye başlar. Ancak Ha Seon hepsine baba diye hitap ederse karışıklık olacaktır. Bu yüzden artık üçününde yeni birer ismi vardır… Appa, Papa, Daddy…

Appa; Na Hwang Kyung Tae (Shin Sung Rok) bütün gün suçlularla uğraşmasına rağmen içlerindeki en saf ve temiz kalpli olanıdır. Yufka yüreklinin karşılığı olan bir polistir. Ha Seon’un kreşte kalmasına gönlü razı gelmez. Hatta onu zorda kaldığı halde yine de polis karakoluna bile götürür. En başından itibaren Ha Seon’un gerçek babasının kendi olduğunu söyler. En yoğun kendi çalıştığı için Ha Seon’la en az o vakit geçirir. Bu yüzden diğerlerini kıskanmaya başlar.

Papa; Choi Kwang Hee (Lee Hyun Kyoon) oldukça çapkın, eğlenceli, içlerinde en anlayışlı, özgürlüğüne son derece düşkün, serbest çalışan bir karikatüristtir. Kuyumcu bir annesi vardır. Ha Seon’un göbek bağını kesen, evde çalıştığı için Ha Seon’la en fazla vakit geçiren kişidir. Aslında bu başlarda çok zor gelse de, zaman geçtikçe bundan keyif almaya başlar.

Daddy; Han Soo Hyun (Jo Hyun Jae) lakabı cimri olan, herşeyin önce parasal kısmını düşünen, parası olmayan bir kıza dönüp bakmanın bile mantıksız olduğunu söyleyen, sevgilisini telefonuna gelecek vaad eden geleceği diye kaydeden, hayattaki amacı zengin bir iş adamının kızıyla evlenip hayatının geri kalanını rahat geçirmek olan bir finansmandır.

Ha Seon babaların hayatlarındaki ilk sırayı almıştır. Hepsinin önceliği olmuştur ve ilk aşkı.. Her aşk gibi bu da oldukça zordur. Geceleri uykudan uyandıran ağlama, altının temizlenmesi, mamasının hazırlanması, gazının çıkarılması.. Ve her aşk gibi bununda oldukça güzel anları vardır.. Doğumu, gülümsemesi, ilk sözcükleri, ilk adımları..

Seyrederken gülmek bu dizinin vazgeçilmezi olacak. Babaların Ha Seon’a bakmak için yaptıkları fedakarlıklara bayılacaksınız. Bir bebeğin büyürken sorunlarında büyüdüğünü, ateşle barutun yan yanayken neler olabileceğini göreceksiniz.

Mydestiny bu diziyi izleme listene almalısın:) iyi seyirler…

Altın madalyayı kazan Bay Kompartman Sendromu..

Sürekli ertelediğim ama sonunda fırsat bulup izlediğim dizi Doctor Champ.. Bitirdim ve hemen yazmak istedim. Evet son zamanlarda doktor dizilerine biraz sarmış durumdayım ama bu dizinin içeriği sağlıktan ziyade sporcuların sorunlarıyla ilgili.

Kim Yeon Woo (Kim So Yeon) çok inatçı, yerel bir üniversiteden mezun olması nedeniyle kendini kabul ettirmek için çok çalışan, ünlü milli atletleri tanımayacak kadar gündemden uzak, tüm zamanını hastanede geçiren, çömezlerinin hatalarında onları tekmeleyerek cezalandıran bir doktordur. Akademisyen olarak hastanede kalmasının önerileceğini öğrendiğinde şanssız bir olay yaşanır. Profesörünün defalarca yaptığı ve bu konuda çok iyi olduğu bir ameliyata girerler. Ancak bu ameliyatta profesör dünden kalmadır ve ameliyat esnasında yanlış bir siniri keser. Bunun tek görgü tanığı ise Yeon Woo’dur. Ameliyat sonrasında ise rapora yazılması gerekenler konusunda baskı görmeye başlar. Bu ameliyat gencecik bir kızın yatalak kalmasına sebep olmakla beraber Yeon Woo’nun da meslek hayatında büyük değişikliklere sebep olur. İşiyle ilgili böyle kötü bir dönemden geçerken erkek arkadaşının arkasından çevirdiği oyunlarda ortaya çıkar. Yeon Woo için herşey berbat bir hal alır. Üstüne hastaneden ayrılması gerektiğini öğrenmesi bardağın son damlasıdır.

Park Ji Hyun (Jung Gyu Woon) 29 yaşında, Judo milli takımına girmek ve altın madalya kazanabilmek için çok ama çok çalışan, ölen abisinin eşi ve oğlu ile ilgilenen, yeğenine aşırı düşkün bir sporcudur. Yeon Woo ile tesadüf eseri karşılaşır (her zaman ki gibi:)). Bu karşılaşma Ji Hyun’un hem spor alanında hem de duygusal anlamda hayatında bir çok değişikliğe sebep olacaktır. Tesadüfi karşılaşmalarının artık kader olduğuna inanmaya başlar. Ön eleme final maçı öncesi Yeon Woo, Ji Hyun’a kompartman sendromu tanısı koyar ve acil müdahele gerektiği için orada bacağına kesi atar. Ji Hyun final maçına çıkmadan önce bunu yaptığı için Yeon Woo’ya aşırı tepki gösterir ancak bu müdahale Ji Hyun’un bacağının kurtulmasını sağlar.

Lee Do Wook (Um Tae Woong) milli sporcuların eğitim merkezinin sağlık birimine yeni alınan yöneticidir. Kendine has bir tarzı vardır. İşine çok fazla karışılmasını sevmeyen eski bir sporcudur. Geçirdiği kaza nedeniyle belden aşağısının tutmayacağı söylenmesine rağmen uzun süreli çabalar sonucu bastonla yürüyebilecek duruma gelmiştir. Eğitim merkezine geldiği gibi çalışmaya başlar. Anlaşacakları hastanelerden birinde ilginç bir olaya şahit olur. Genç bir doktor profesörüne kafa tutmaktadır. Bu doktorla tekrar karşılacağını bilir!

Kang Hee Young (Cha Ye Ryun) yüzme milli takımında antrenör olarak çalışır. Kendisi de eski bir milli sporcudur. Do Wook ile tanışıklıkları çok eskiye dayanır. Karşılaşmalarında ise pek hoş olmayan durumlar olur.

Yeon Woo hastaneden ayrıldıktan sonra uzunca bir süre iş bulamaz. Son çare olarak milli sporcuların bulunduğu eğitim merkezine başvuru yapmaya gider. Mülakatta ise onu bir sürpriz bekler. Başından vurulmadığı sürece kimsenin onu işe almayacağını söyleyen kişi tam karşısında, yeni doktoru seçecek kişi olarak oturmaktadır. Mülakat sırasında yaralanan bir sporcu olur. Mülakata gelen doktorları denemek için iyi bir fırsattır. Yaralanan sporcunun yanına giderler. Bay Kompartman Sendromu sedyenin üstündedir. Yeon Woo işi almıştır. Onun gibi sürekli çalışmaya alışkın birinin evde boş boş oturmasından sonra tekrar işe başlaması ilaç gibi gelmiştir. Yeon Woo doktorluk konusunda çok bilgili ve çalışma azmiyle dolu olsa da daha önce hiç ilgisinin olmadığı sporla ve sporcu hastalıklarıyla iç içe olacaktır. Kullanılan her ilacın içeriğindeki tüm maddeleri bilmeli doping maddesi olarak kullanılabilir mi dikkat etmelidir. Yapılan fizik tedavilere sporcuların normal insanlardan daha farklı tepkiler verdiğini öğrenecektir. Verilen yazılı raporların ise sporcuların başına nasıl iş açacağına bizzat şahit olacaktır.

Yeon Woo, Do Wook’un yaptıklarına hayran olmaya, ondan etkilenmeye başlamıştır. Do Wook’un eski aşk hikayesinin ortaya çıkması, Ji Hyun’un Yeon Woo’ya olan ilgisi dengeleri değiştirir.

Seyretmekten keyif aldığım dizilerden biri. Çok fazla aşırıya kaçılmadan farklı meslek gruplarının sıkıntılarını, amaçlarını, amaçlarına ulaşabilmek için yaptıkları fedakarlıklar ve bunların sonuçlarını bulacaksınız. Araya katılmış aşk, entrika, geçmiş, gelecek, unutulmak istenenler, unutulamayanlar, yüzleşmeler… Sözün özü keyfini çıkarın bu dizinin… İyi seyirler..

400 Yıllık Kısacık Aşk…

400 yıl önce başlayan bir hikaye.. Birbirini çok seven bir çift vardır. Adamın ailesi kızı istemez. Adam karısından vazgeçemez. Evde bulunan gizli bir odaya eşini saklar ve geceleri gizlice buluşmaya başlarlar. Ta ki adam yine babasına karşı gelemeyip yeniden evlendikten sonra yeni eşinin bu durumu fark etmesine kadar…

Günümüze geldiğinde ev yeniden restore edilirken bir mumya bulurlar. Araştırılması ve incelenmesi için hastaneye bağışlarlar. Fakat mumya bulunduktan sonra bazı garip olaylar gelişmeye başlar. Sebebini açıklayamazlar. Bununla beraber mumyanın bulunduğu evin sahibi olan adam ve mumyayı inceleyen araştırmacı kadın garip rüyalar görmeye başlar. Tüm bunların 400 yıl öncesiyle ne gibi bir bağlatısı vardır ve neden bu iki kişi bu rüyaları görürler?!

“Dream of 400 years” dizisinin konusunu okuduğumda çok değişik ve ilginç bulduğum için seyretmek istedim. O zaman dizinin sadece 2 bölüm olduğunu gördüm. Diziden ziyade 2 saatlik bir film olarak seyrettim. Konusu nedeniyle biraz “Efsane” filmini çağrıştırmasına rağmen onun kadar başarılı bir şekilde konunun işlendiğini söyleyemem. Seyredilmeyecek kadar kötü diyemem ancak seyredecek hiçbirşey bulamazsanız seyredin derim.. Seyretmek isteyenler için iyi seyirler…

Gerçeği Ancak Bilimde Ararız…

“Her temas iz bırakır” adli tıpta olay yeri incelemenin esasıdır. Olay yerinden sonra sırada adli tıp doktorları vardır. Kişinin son sözlerini dinlemek için… Gerçekte ne oldu, kişinin ölümüne ne neden oldu, cinayet mi, doğal ölüm mü?

“Sign” adli tıp ve olay yeri incelemeyi konu edinmiş bir dizidir. Biraz bu konuya ilgimden dolayı bu diziden ve konudan bahsetmek istiyorum. Diziyi seyretmeye başladığınızda bazı durumların aslında bizdeki durumlarla örtüştüğünü göreceksiniz. Basından da takip ettiğimiz gibi verilen faik-mümeyyizlik raporları çok tartışma yaratmıştır zamanında. Olay yerinin tahribatı, delil karartılması… Her birinin ayrı ayrı ceza hükmü mevcuttur.

Ölü muayenesi ve otopsi durumunda ise doktorlar bu kez savcılarlar iş yapmaktadırlar. Eğer savcı görevlendirirse v bölgede adli tıp doktoru yoksa pratisyen hekim bilirkişi olur ve otopsiyi yapar. Acilde çalıştığım zamanlardan birinde ex duhul olarak acile gelen hastadan nöbetçi savcı otopsi istedi. Sadece ölü muayenesinde bilirkişi olduktan sonra otopsi nedeniyle adli tıp kurumuna sevk ettim. İlginç bir tecrübeydi.

Öğrencilik zamanımda asistanlarımızdan birinin başından geçen bir olay; otopsi yapmak durumunda kalmışlar. Bir süre sonra diğer doktor arkadaşı savcıdan haber getirmiş. Görevli savcı otopsi yaparken görmüş beğenmiş, zaten evlenecek bir doktor hanım(!) arıyormuş. Asistanımız cevabını vermiş “Ben de evlenecek bir doktor arıyorum”. Olayda böylece kapanmış:). Siyaset, adli tıp, savcılık içiçe geçmiş bir düzen..

“Sign” kendi alanında başarılı bir dizi olmuş. Bu konuya ilgi duyan, seyretmekten keyif alanlara önerebileceğim bir dizi. Ancak çok fazla kan görmeye ya da otopsinin bazı kısımlarını seyretmeye dayanamayan kişiler dikkat! bu dizide böyle sahneler bolca var.

Görkemli bir sahne, muhteşem bir gösteri, ünlü bir grup.. Herşey planlı ve tıkır tıkır işler. Gösteri arasında grup kostüm değişikliği ve dinlenmek için kulise girer. Tekrar sahne zamanı geldiğinde bi sorun vardır. Solist sahnede değildir. Odasında ölü olarak bulunur. 20li yaşlarda sağlıklı bir genç aniden neden ölür? Bu Go Da Kyung’un (Kim Ah Jung) olay yeri incelemedeki ilk görevidir. NFS’ye otopsi nedeniyle gönderilir. Ancak otopsi için birim dışından başka biri görevlendirilir. NFS araştırmacısı Yoon Ji Hoon (Park Shin Yang) bu durumdan şüphelenir ve otopsiyi kendi yapar. Sonuç boğularak öldürülmedir. Ancak savcı Jung Woo Jin (Uhm Ji Won) otopsinin usulüne uygun olmadığı gerekçesiyle herşeye el koyar ve yapılan yeni otopsiden çıkan sonuç siyanür ile öldürülmedir. Peşpeşe gelen görgü tanıklarının ölümüyle işler daha karışık hale gelir. Katil kim; Menajeri? Stil danışmanı? Geri planda kalan grup arkadaşları? Ya da başkası mı? Delillerin karartılması, olay yerinin değiştirilmesi, kişilerin tehdit edilmesi… Gerçek katil sonunda yakalanabilecek mi?

Araştırmacı Yoon Ji Hoon kurallara karşı geldiği için güney şubeye sürülür. Bir kadın cesedi otopsi için güney şubeye getirilir. Eş zamanlı benzer şekilde ölmüş başka bir kadın cesedi ise merkez şubeye. Merkezden vur kaç olayına bağlı ölüm raporu çıkarken güney şubeden kaza süsü verilmiş cinayet… Başka bir kadın cesedinin bulunması üzerine seri katil olduğunu düşünen savcı Woo Jin olayı üstlenir ve araştırmaya başlar. Yapılan araştırmalar sonucu olay yerinde 4 kadın iskeleti daha bulunur. Go Da Kyung kim olduğunu bilmediği katilin yanına mı gider? Yoksa 8. kurban o mu olacak?

Japonya’da bulunan iskeletin aslında bir Kore vatandaşına ait olduğunun düşünülmesi nedeniyle Kore’den bir araştırma ekibi gönderilir. Kemiklerde ağır metaller ve bazı bitki kalıntıları tesbit edilmesi üzerine daha detaylı araştırma yapan ekip ölümünün arkasındaki gizemi çözebilecek mi? Kim olduğunu tesbit edip Kore’ye geri iadesini yapabilecekler mi? Aslında Ji Hoon’un Japonya’ya gönderilme sebebi gerçekten iskeletin kime ait olduğunu tesbit etmek için mi, yoksa onu Kore’den uzaklaştırmak için mi?

Kore’de mevcut çete üyelerinden birisi silahla kalbinden ve başından vurularak öldürülür. Suçlunun diğer çete üyesi olduğu tahmin edilir. Diğer çete üyesi ele geçirildiğinde artık çok geçtir, çünkü oda ölmüştür ve tek delil onun vücudundadır. Da Kyung bu delili çıkaracak tek kişidir. Ancak izin verilmeden ölmüş kişinin bedenine el sürülemez. Da Kyung bu kuralı dinleyecek mi? Olay yerinin üzerinde yapılan oynamalar nedeniyle gerçek suçluya ait delil bulunabilecek mi? Yoksa bulunan delil herşeyin değişmesine mi neden olacak? Ölmüş kişilerin son cümlelerini dinleyip gerçek katile ulaşabilecekler mi?

Aynı şirkette çalışan yöneticilerden 3 tanesi çok kısa zaman içinde ölürler. Görünürde hepsi doğal ölümdür. Trafik kazası, kalp krizi, intihar.. Cinayeti düşündürebilecek bir bulgu yoktur. Ancak ölümler devam eder. Artık durum şüpheli bir hal almaya başlamıştır. Antimon nasıl bir maddedir, ne işe yarar? Ölenlerin vücudunda neden tespit edilir? Peki bu ölümlerin 20 yıl öncesi ve Yoon Ji Hoon ile olan bağlantısı nedir? Ölümlerin ve bunu arkasındaki kişinin kim olduğunu nasıl tesbit edecekler ve gerçek suçluyu hangi delilleri bularak yakalayacaklar ya da yakalayabilecekler mi?

Yoon Ji Hoon yanlış karar verdiğini ve bu nedenle başka insanların zarar gördüğünü düşündüğü için görevine devam edemeyeceğine karar verir. Daha önceden gittiği, telefonun bile çekmediği o küçük köye gider. Da Kyung bunu öğrendiğinde, Ji Hoon’u geri getirmek için yanına gider. Köyde bir cesetle karşılaşırlar. Ceset kaldıkları pansiyonun eski sahibidir. Ji Hoon pansiyonun eski sahibinin neden öldüğünü bulmak ister. Ancak tek sorun bu değildir. Köyde yaşayan diğer kişilerde de fiziksel bazı bulgular vardır. Ölüm nedeni nedir? Fiziksel bulguların nedeni nedir? Yoon Ji Hoon’u tekrar dönmeye Da Kyung ikna edebilecek mi?

Yol kenarında bulunan kadın cesedi başına aldığı darbe nedeniyle ölür. Da Kyung otopsisini yaparken bir şey fark eder. Kendi kardeşine olan saldırıyla çok benzer bir durumdur. Cinayet silahı başı sekizgen, sapına 88 derecelik açıyla tutturulmuş bir çekiçtir. Da Kyung’un kardeşi 5 yıldır komadadır ve onu bu hale getireni yakalatmayı çok ister. Ancak işine duygularını karıştırmaması, tamamen tarafsız olması gerektiğini de bilmektedir. Şüpheliyi araştırırken onun korkunç ve vahşi bir oyun senaryosu yazdığını öğrenirler. İşlenen cinayetlet oyun senaryosuna göredir. Katil son göreve kadar yerine getirebilecek mi?

Dr. Yoon Ji Hoon kendi otopsisinin doğruluğundan emindir. Raporunun doğru olduğunu ispatlamak için yapması gereken son bir şey kalmıştır. Artık tüm deliller ortaya çıkacak ve gerçek suçlu tutuklanacaktır. Çok iyi bir adli tıp doktoru olduğu için hiç bir detayı atlamayacaktır. Gerçek suçluyu yakalatabilecek mi? Bunun için nelerden fedakarlık yapmak zorunda kalacak?

Keyifle izlenebilecek, zaman zaman kızılacak, yer yer ağlanacak bir dizi.. İlgisi olanlara önerilir. İyi seyirler…

Aşk mı? Arkadaşlık mı? Para mı?

Romance Town aşk ve arkadaşlık ilişkileri ile para tutkusunu sorgulayan eğlenceli bir dizi.. Para,  gerçekten çok para-bir insanın hayatını tamamen değiştirebilecek miktarda para, ki böyle bir kıstas varsa-herşeyi satın alabilir mi? Arkadaşlıkları, aileyi, aşkı..? Gerçekçi olmak gerekir, yaşamak için paraya ihtiyaç vardır muhakkak ama ya senin değilse o para? Yinede almak ister misin, ya da zaten bi şekilde senin eline geçmişse kolaylıkla geri verebilir misin, vaz geçebilir misin?

1. caddede 5 tane ev bulunmaktadır. Bu evlerin hepsinin ayrı ayrı hikayeleri vardır, hem sahiplerinin hem hizmetçilerinin..

Annesi hatta anneannesinin mesleği hizmetçilik olan No Soon Geum (Sung Syu Ri) tesadüfen tanıştığı ve hesabını ödemek zorunda kaldığı kişiden parasını almak için gittiğinde çocuklarla iletişimi iyi olduğu için kendini o evin hizmetçisi ve San’ın bakıcısı olarak bulur.

Büyükanne adına mektuplar yazılan, sabırsızlıkla beklenen evin oğlu Kang Gun Woo 3 yıl sonra şaşırtıcı bir şekilde geri döner. Bütün fazla kilolarını Amerika’da bırakmıştır. O kilolu, sandalyelere sığamayan adam gitmiş; zayıf, filinta gibi bir adam dönmüştür.

Döndüğünde ilk işi Soon Geum’u kovmak olur, çünkü o büyükannesi gibi sevdiği kişinin yerini almıştır.

Hizmetçiler her hafta cumartesi günü toplanır, Go-stop oynar, beraber yemek yer ve ortaklaşa aldıkları piyango biletinin çekilişini seyrederler. Soon Geum ilk defa Gun Woo’nun döndüğü hafta 2 piyango bileti alır. İlki hizmetçilerle ortak olan bilet ve diğeri  kendi için aldığı bilettir!

O gün hizmetçilerin toplantısına ağlamaklı gider çünkü kovulmuştur. Ne yapacağını bilemez. Ancak kendine o şanslı numaraların çıktığını henüz bilmiyordur. 3,7,10,19,22,36…

Piyangonun kendine çıktığını öğrendiğinde başta ne yapacağını bilemez. Çünkü kumar oynayan bir babası vardır ve piyangoyu kazandığını ona söyleyemez. Yine kumar nedeniyle hastaneye kaldırılan babasının hastane masrafları için acil paraya ihtiyacı vardır. Bankanın açılması bekleyemez. Para bulmak için bir tefeciye gider ve sürpriz(!) karşılaştığı kişi yakışıklı, bir kızı olan, yanında Thu adından yabancı uyruklu bir hizmetçi çalıştıran bekar karşı komşusudur. Bileti ona satar ve bir oda dolusu parası olmuştur. Artık ikisinin ortak sırları vardır; biri piyangonun kime çıktığını söylemeyecek, diğeri komşusunun asıl mesleğinin mafya olduğunu…

Babası kızına piyango çıktığından şüphelenmektedir. Soon Geum bu nedenle ne olursa olsun yeniden işini almalıdır! San’ı da çok özleyen Soon Geum, miras avcısı bir kadınla evlenen tüm düşüncesi para olan ev sahibine tekrar işe geri dönmek istediğini söyler, en azından büyükanne tekrar geri dönene kadar.

Çok parası vardır ancak harcayamaz. Çünkü kimseye piyangoyu kazandığını söyleyemez. Parayla ilk yaptığı şey annesininde en büyük isteği olan ev almak olur. Evin sahibi ise ünlü bir ressam olan dedesinin tablolarını satarak geçinen ve yanında evden kaçmış 20li yaşlarda bir hizmetçi çalıştıran genç yan komşusudur. Yan komşununda dikkatini çekmiştir artık.

Onu hizmetçi olmasına rağmen kabul eden ve ilk çıkma teklifinde bulunan kişi yan komşudur. Ancak Soon Geum’un kalbinde başka biri vardır. Bunu bilmesine rağmen pek vazgeçecek gibi gözükmez.

Hanımının kıyafetlerini almaya giden Soon Geum, beklemesi gereken sürede biraz etrafta dolanırken bir kaç elbise dener. Biraz makyaj ve saç yapımı sonrası neredeyse kimsenin tanıyamayacağı bir hale gelir. Nitekim tesadüfen(!) aynı yerde bulunan diğer hizmetçiler ve Gun Woo ile karşılaşır ve kimse Soon Geum’u tanımaz.

Artık ondan 2 kişi hoşlanmaktadır. Soon Geum’dan yan komşusu ve şık kıyafetlerler içindeki hali Shi Ah’dan Gun Woo..

Ancak işler pek Soon Geum’un istediği gibi gitmez. Sürekli aksilikler peşpeşe gelir. Üstelik hizmetçilerden biri Soon Geum’dan şüphelenmeye ve onu takip etmeye başlamıştır. çok geçmeden garip bişeyler olduğunu anlar ve Soon Geum’un aldığı eve kadar onu takip ederek karşısına çıkar. Piyangoyu kazandığını öğrenir. Ancak garip olan bişeyler vardır.

O zaman anlarlar aslında piyangoyu kazanan bilet Soon Geum’un kendine aldığı bilete değil hizmetçilerle ortak alınan bilete çıkmıştır!!!

İlk başta bunu farkeden hizmetçiyle ikiye bölmeye ve diğerlerine haber vermemeye karar verirler. Ancak Soon Geum 5’e bölünmesi taraftarıdır. Daha sonra bir araya geldiklerinde  Hyeon Ju’nun o gün işi olduğu için toplantıya katılmadığı ve piyango bileti almak için para vermediğini hatırlayıp onu dışlamaya ve paranın 5’e değilde 4’e bölünmesine oy çokluğuyla karar verirler. Arkadaşlarından bunu gizlemek vicdanlarını sızlatır ancak paradan vazgeçemezler.

Para bu 5 arkadaşın arasına girmiştir. Bundan sonra arkadaşlıklarını sorgulayan zamanlar geçirirler. İhanetler, aldatmalar, kaçmalar, kovalamalar, ve gerçek düşüncelerin ortaya çıkması.. Arkadaşlıkları bu sınavı nasıl atlatacak? Bir yandan böyle zorlu bir sınavdan geçerken diğer taraftan kalplerine söz geçiremeyenler nasıl bir duygusal travmaya maruz kalacak? Paranın insanları nasıl değiştirebileceğini gösteren güzel bir dizi..

Ben seyrederken eğlendim. Severek izlenebileceğini düşünüyorum. Özellikle bana bu diziyi öneren Mydestiny, seyretmeni tavsiye ediyorum. Başka yerlerden okumana gerek yok, seyret:). İyi seyirler.

ONE FiNE DAY…

Kdrama demek için olması gereken esas 3 unsur bu dizimizde de mevcut. Son bölüme kadar acaba başka bir şey mi seyrediyorum diye endişe etmiştim. Ama son bölümde bi oh çektim. Kızlarımızdan biri sırtta taşınmış, karaokeye  ve eğlence parkına gidilmiştir. Evet evet Kdrama:)

Sevdiğim, bayılarak seyrettiğim 2 aktör bir araya gelmiş ve bir dizide oynamışlar. Bana da keyifle seyretmek düştü tabi ki. Onlar oynamasa sadece dursa bile severdim ben sanki…

Dizinin içeriğine geçmeden önce bahsetmek istediğim, bayıldığım, kıskandığım ve benim de olsun dediğim başka bir şeyden bahsetmek istiyorum. O nasıl bir ofistir o öyle!! Benim de olsun istedim. Hatta orası benim olsun. Öyle bir yerde ne kadar zor bir iş olsa yaparım. En çok korktuğum deniz canlısı köpekbalıkları olsa da camın arkasından canlı olarak onları seyretmek bile çok keyifli olsa gerek-ekrandan bile böyle seyrettiysem. Ama su kaplumbağalarına bayıldım. Evimde öyle bi akvaryum kuramaz mıyım acaba?! Benimle birlikte yaşamak ister mi o deniz canlısı;)?

Dizimizin konusuna gelince; küçük yaşta ailelerini kaybeden 2 kardeşimiz mevcut. 6 yaşında olan küçük kızımızı zengin bir aile evlat edinir. 10 yaşındaki abisini başka bir aile alır.  Aradan geçen 15 yıl sonra bir şans eseri iki kardeş tekrar karşılaşırlar. Seo Gun (Gong Yoo) bu durumdan sonra ikileme düşer. Hem kız kardeşini bıraktığı için duyduğu pişmanlık ve özlem vardır hem de zengin bir ailede olduğunu bilmesi ve Hyo Joo’nun (Lee Yeon Hee) kalp ameliyatı için gerekli masrafları karşılanması gerekmektedir.Hyo Joo, Gun’a aşıktır. Gun’da dahil olmak üzere tüm ev Hyo Joo’nun kalp ameliyatının masrafları için çalışmaktadır. Gun “Hastanede ne dediler?”; Hyo Joo “ölebilirmişim”. Her kontrolünden sonra tekrarlanan replikti.Kardeşiyle karşılaşmasından sonra ise durumlar değişir. Artık sadece para söz konusu değildir duygularda işin içine girmiştir.

Kızın üvey abisi sandığımız Park Tae Won (Yoo Ha Joon), kardeşine farklı duygular beslemektedir. Öz abisinin ortaya çıktığını öğrendiğinde artık aramızda bir bağ kalmadığına göre her istediğimi yaparım düşüncesiyle kıza saldırır. O an parçalamak istedim meymenetsizi.

Gun gelir ve Ha Neul’u evden çıkarır. Çok sinirlenmiştir ve neden daha önce oradan ayrılmadığını sorgulamıştır. O an kardeşi onu tanır ve gelip onu bulduğu için teşekkür etmiştir. İşte o an duygusallıkta doruk anıdır! İki kardeş buluşmuştur… Bence dizinin en derinden etkilediği anların başında gelir.

Ha Neul çalıştığı yerde patronu Kang Dong Ha’nın (Nam Goong Min) dikkatini çekmiştir. Patron Ha Neul’un sigortası olmak ister. Ha Neul’un patronunda en sevdiği özelliği ise soru sormamasıdır. Ki bende bu özelliğine bayıldım. Sorgulamaz, sadece yanında durur ve keyifli vakit geçirmesini sağlar. Zor anlarında hep yanındadır ve O’nu bırakmak istemez. Ailesiyle ilgili gerçekleri öğrendikten sonra ise kıskançlık duymaya başlar. Aslında Ha Neul ve Gun arasındaki sevgiden korkmaktadır. “Ben mi, abin mi?” sorusunu soracak kadar korkmaktadır. Seyrettiğim 3. dizisi. “Can you hear my heart” ve “The birth of a rich man” dizilerinden sonra iyi adam rolünde sonunda. Ama yine 2. adam maalesef. Artık O’nu da esas oğlan yapın, O’da mutlu olsun.

Sonrasında ailelerinin ölümü ile ilgili gerçekler, gerçek babasının kim olduğunun öğrenilmesi, Hyo Joo’nun kalbiyle ilgili sorunun ciddileşmesi ve diğer olaylar serisi…

Sonuç olarak mutlaka önerebileceğim dizilerden biri olmasa da; yani konunun çok tutarlı olmaması, çok iyi işlenememesinin yanı sıra her zamanki gibi çok iyi bir final yapamamışlardı. Oyuncularını başta da söylediğim gibi bayılarak izledim.                   İzlemek isteyenler için iyi seyirler…